İslam

Abbad bin Bişr kimdir? Abbad bin Bişr’in hayatı…

Peygamber efendimiz (S.A.V.)’in “Allah'ım Abbad Bişr’e rahmet et.” Şeklindeki duasına mazhar olan Abbad bin Bişr kimdir? Abbad bin Bişr’in hayatı…

İşte Ashab-ı kiram büyüğü Abbad bin Bişr hakkında bilinmeyenler Abbad bin Bişr kimdir? Abbad bin Bişr’in hayatı…

Hz. Abbad (r.a.) Ensarın ileri gelenlerindendi. Mus'ab bin Umeyr'in vasıtasıyla Müslüman oldu. Bedir, Uhud ve Hendek savaşlarının yanı sıra Peygamber Efendimiz ile birlikte bütün savaşlara iştirak etti. Cihad meydanlarında büyük fedakârlıklar gösterdi.

Bazı Sahabîler, savaş esnasında Peygamberimizin yanı başında nöbet bekler, gelebilecek muhtemel bir tehlikeye karşı onu korurlardı. Abbad bin Bişr de Peygamber Efendimizin muhafızlarından biriydi. Uykusuz olduğu, yorgun bulunduğu zamanlarda dahi bu hizmetini ifa eder, gönüllü olarak Resulullahın muhafızlığını yapardı.

Peygamberimiz, bazı mühim vazifelere Hz. Abbad'ı gönderirdi. O, Resululullah'ın emirlerini eksiksiz bir şekilde yerine getirir, üzerine aldığı hizmeti başarıyla ifa ederdi. Resulullah umre seferinde onu bir süvari birliğinin başında müşriklerin hareket ve davranışlarını gözetlemek ve keşfetmek için gönderdi.

Bir defasında da Benî Mustalık Kabilesine Kur'ân öğretmek ve zekât toplamakla vazifelendirdi. Hz. Abbad, Benî Mustalıkların yanında on gün kaldı. Onlara Kur'ân-Kerim okuttu, İslâmın esaslarını öğretti. Zekâtlarını da alarak memnun bir şekilde Peygamberimizin yanına döndü.

ABBAD BİN BİŞR’İN TAKVASI

Hz. Abbad'ın sabahlara kadar ibadet ettiği geceler çok olurdu. Bir defasında Peygamberimiz Hz. Âişe'nin evinde geceleyin namaz kılarken Abbad bin Bişr'in sesini duydu. Hz. Abbad mescidde ibadetle meşguldü. Peygamber Efendimiz onun ibadete olan rağbetini görünce, "Allah'ım, Abbad bin Bişr'e rahmetet" diye duâda bulundu.?

Abbad bin Bişr namazlarını son derece huşû içerisinde eda ederdi. O anda kıldığı namazın son namaz olduğunu düşünürdü.

ABBAD BİN BİŞR’İN KAHRAMANLIĞI

Zatürrika Seferi dönüşüydü. Hz. Abbad, Peygamberimizin hemen yanı başında bulunuyordu. Vakit geceydi. Resulullah mücahitlerin istirahat etmesi içinmola verilmesini emretti. Muhtemel bir baskına karşı nöbet beklenmesini uygun buldu. Bu hizmet için iki gönüllü arıyordu, Sahabilerine sordu: "Bu gece bizi kim bekler?" Muhacirlerden Ammar bin Yasir, Ensardan da Abbad bin Bişr ayağa kalktılar. Aynı anda ikisi birden "Biz bekleriz ya Resulullah" diyerek Öne atıldılar. Peygamberimiz onlara şu talimatı verdi: "Öyleyse vadinin ağzında bekleyiniz ve etrafa göz kulak olunuz."

İki kahraman vadiye doğru ilerlediler. Hz. Abbad, Ammar sordu: "Gecenin başında mı beklemek istersin, sonunda mı?" Hz. Ammar, Önce beklemeyi kabul etti. Nöbete durdu. Abbad da hemen namaza başladı. Bu sırada çok yorgun olan Ammar uyuyuverdi. Abbad bin Bişr'in, arkadaşının uyuduğundan haberi yoktu.

Namazına devam ederken mücahitleri takip eden bir müşrik onu gördü. Bu fırsatı kaçırmak istemedi. Hemen yayına bir ok yerleştirip fırlattı. Müşrikin oku Hz. Abbad'a saplandı. Hz. Abbad ilahi huzurda, Öyle bir huşû içindeydi ki, vücuduna saplanan ok değil, sanki bir dikendi. Hiç tavrını bozmadı. Eliyle oku çekip çıkardı ve yere bıraktı. Namaz kılmaya devam etti. Üçüncü defa fırlayıp gelen oku da öbürleri gibi eliyle çıkarıp yere koydu, rüku ve secdeye vardı. Selâm verdi. Artık iyice halden düşmüştü. Gitti arkadaşını uyandırdı. Hafifçe "Kalk, otur! Ben kımıldamayacak halde yaralandım" dedi.

Gözlerini açan Hz. Ammar bir de ne görsün, Abbad'ın her tarafından kanlar boşalıyordu. Durumu anlamış. "Subhanallah! O müşrik sana ilk oku attığı zaman beni niçin uyandırmadın?" diye sordu. Hz. Abbas su karşılığı verdi:

"Ben namazda uzun bir süreye başlamıştım. Süreyi bitirmedikçe kesmek istemedim. Oklar üzerime ard arda gelmeye başlayınca, uyandirip sana haber vermek için okumayı kestim, rukuya vardım. Vallahi, Resulullahın korunmasını emrettiği boğaz ağzını korumayıp kaybetmiş olmaktan korkmasaydım, süreyi bitirmeden kendim biterdim [ölürdüm.] Onların bu konuşmasını fırsat bilen müşrik oradan uzaklaştı.

Peygamberimizin, "Ensar arasında üç kişi çok iyi kimselerdir: Sa'd bin Muaz, Useyd bin Hudayr ve Abbad bir Bişr" şeklinde övgüsüne mazhar olan Hz. Ab-bad, sık sık Peygamberimizi ziyaret eder, onun sohbetinden feyiz alırdı.

Bir gün yine Useyd bin Hudayr ile birlikte Resulullahı ziyarete gitmişlerdi. Geç saate kadar nurlu sohbetinde bulundular. Huzurdan ayrıldıklarında ortalık iyice kararmıştı. Birden ellerindeki baston ışık vermeye, yollarını aydınlatmaya başladı. Birbirlerinden ayrılınca ışık ikiye bölündü. Her biri kendi bastonunun ışığında yürüyerek evlerine gittiler. Abbad bin Bişr Allah yolunda şehit olmayı çok arzuluyordu. Cenab-ı Hak, bu sevgili kulunun arzusunu kabul buyurdu. Yemame Savaşında şehitlik mertebesini ona nasip etti.

ABBAD BİN BİŞR’İN ŞEHADETİ

Hz. Abbad, şehit olmadan bir gün önce Ebû Said el Hudrî'ye (r.a.),

"Ey Ebû Said! Bu gece rüyamda göklerin bana açıldığını, sonra tekrar kapandığını gördüm. İnşaallah şehid düşmeme alâmettir" dedi. O gün harp başladığında kahramanca ileri atıldı ve Ensara hitaben, "Ey Ensâr! Kılıçlarınızın kınlarını kırın ve bir tarafa ayrılın" diye seslendi. Bununla onlardan şehit oluncaya kadar düşmanla çarpışmalarını istediğini anlatmak istiyordu. Onun bu çağrısı üzerine Ensardan 500 Sahabî diğerlerinden ayrıldılar. Hz. Abbas bu Sahabîlerle birlikte Müseylemetül-Kezzab’ın bahçesine kadar ilerledi. Orada şiddetli bir çarpışma oldu. Birçok Sahabî şehit düştü. Bunların arasında Hz. Abbas da vardı. Her tarafı yara içerisinde ve tanınmaz bir haldeydi. Onu vücudundaki bir alâmetten tanıdılar.

Allah ondan razı olsun.