İbrahim aleyhisselam’ın ikinci oğlu Hz İshak’ın hayatı kıymetli dersler ve örneklerle doludur.

HZ İSHAK’IN HAYATI

Hazret-i İshak, İbrahim aleyhisselâm'ın ikinci oğludur. Sare'nin çocuğu olmuyordu. Hazret-i Ismail doğduğu zaman, buna üzülmüştü. Yüce Allah lütfederek Sare'ye de ihtiyarlığı zamanında Hazret-i İshak'ı verdi. İshak aleyhisselâm, daha Hazret-i İbrahim hayatta iken Şam halkına Allah tarafından peygamber gönderildi. İbrahim aleyhisselâm'ın vefatından sonra onun yerine geçti. Soyundan birçok peygamberler gelip geçti.

İshâk -aleyhisselâm-’ın yaşlılık zamanında göz­leri zayıflamış, âmâ olmuştur. İki oğlu Yâkûb ve Iys ikiz olarak dünyâya gelmişlerdir. ömrünün sonuna doğru bu iki oğluna da ayrı ayrı duâ etmiştir. Yâkûb’a neslinden peygamberler gelmesi; Iys’a da zürriyetinin bol ol­ması, soyundan melikler ve sultanlar gelmesi için Cenâb-ı Hakk’a ilticâda bulun­muştur.

HZ. İSHAK'IN MUCİZELERİ

Kavmi, kendisine:

“Hayvanlar Sen’in peygamber olduğuna şehâdet etmezlerse, bizler Sana inanmayız!” dediler.

İshâk -aleyhisselâm- da hayvanlara:

“Ey hayvanlar! Benim kim olduğumu söyleyin!” buyurdu.

Tilki: Allâh’ın peygamberisin! dedi.

Ceylan: Halîlullâh’ın oğlusun! dedi.

Keçi de: Allâh’ın peygamberisin! Sana îmân etmeyen cehenneme gider! dedi.

Yine Kudüs’te dîni teblîğ edince İshâk -aleyhisselâm-’a:

Kurban Bayramınız kutlu olsun
Kurban Bayramınız kutlu olsun
İçeriği Görüntüle

“Eğer şu dağı harekete geçirirsen, Sana îmân ederiz!” dediler.

Dağ, büyük bir heybetle sallandı ve Kudüs halkı îmân etti. Kavmine îmânı teblîğ ederken, birisi sığır derileri getirdi:

“Bunları dirilt!” dedi.

İshâk -aleyhisselâm- da derilerin içine kum doldurup duâ etti. Hepsi canlandı­lar.

Diğer bir mûcizesi de, elini sürdüğü bütün koyunlar yavrulardı.

Bazı rivayetlere göre, Ibrahim aleyhisselâm, Hazret-i Ismail'i değil, Hazret-i İshak'ı kurban etmekle emredilmişti. İshak aleyhisselâm, rivayete göre altmış yaşında iken vefat etmiştir. Hazret-i İbrahim'in yattığı mağarada gömülmüştür. Annesi Sare de yüz yirmi yedi yaşında Şam'da vefat etmiştir.

(Kaynak: Büyük İslam İlmihali – Ömer Nasuhi Bilmen s.482)